Ana Sayfa » Klasik Fizik

“Biri elektrik ve manyetizma mı dedi?”

Derleyen İsmail Akkaya on Pazar, 8 Mart 2009Yorum yok

Michael Faraday

“Bu gün kullandığımız bütün elektrikli aletler 1791-1867 yılları arasında yaşamış Michael Faraday’ın temel buluşlarına dayanmaktadır.”

Bu yazı 1991′de Londra Bilim Müzesinin, Faradayı’ın doğumunun 200. yılını kutlamak amacıyla gerçekleştirdiği segideki Faraday heykelinin önünde yazıyordu. Aslına bakarsanız bu ifade son derece doğruydu. Faraday’ın elektrik ve manyetizma üzerine yaptığı çalışmalar, günümüz elektronik endüstrisinin temelini oluşturmaktadır.

Faraday’ın hayatı ve çalışmaları üzerine yazdığım bu yazıyı hazırlamamda, ard arda okuduğum iki kitabın ve Bilim ve Tekniğ’in web sitesinde, mesaj panosu bölümüne bırakılan mesajların büyük etkisi oldu. Kitaplardan biri Tübitak yayınlarından, Frank Ashall’ın Olağaüstü Buluşlar diğeride Oğlak Bilimsel Kitaplardan, William Cropper’in Büyük Fizikçiler adlı eserlerdir. Yazıda olabildiğince özgün kalmayı denediysemde zaman zaman iki kitabın etkisinde kaldığımı itiraf etmeliyim. Sözü daha fazla uzatmadan Faradayın hayatına ve çalışmalarına geçmek istiyorum.

“Hiçbir Şey Yoktan Var Edilemez” mi acaba?


Faraday’ın hayatı, “Hiçbir şey yoktan var edilemez ve vardan da yok edilemez.” önermesine en az Einstein’ın ki kadar büyük bir darbe vurur niteliktedir. Einstein, insanlığa, o çok ünlü E=mc2 formülüyle, maddenin enerjiye ve enerjinin de maddeye dönüşebildiğini gösterdi. Faraday ise neredeyse yoksulluktan, yitip gitmek üzere olan bir aileden, yoktan yetişti. Şimdilerin Londra’ya bağlı olan Elephant and Castle bölgesinde, 22 Eylül 1791 yılında doğdu. Babası ağır hastalığıyla uğraşırken, demircilik zanaatini zar zor icra edebiliyor ve dolayısıyla da ailesi zor bela geçindiriyordu. Annesi, büyük hoşgörüye sahipti ve ailenin temel direğiydi. Faraday’ın zor çocukluğunda ona büyük destek çıktı. Faraday üç kardeşten biriydi. Aile, Sandemancılar olarak adlandırılan küçük bir Hristiyan meshebindendi. Sandemancılar basit bir yaşamla yetinmeye inanan, rahatlığa ve lükse karşı Hristiyanlardır. Parasal zenginliğin dine aykırı olduğunu, Tanrıya ancak doğa olaylarını inceleyerek ve doğaya yakın olarak ulaşabileceklerine inanıyorlardı. Michael Faraday, yaşamı boyunca koyu bir Sandemancı oldu ve bu inanışlar onun araştırmalarını büyük ölcüde etkiledi.

Faraday 13 yaşında, sadece okuma ve yazma bilen biri olarak okulu bırakmak zorunda kaldı. 14 yaşına geldiğin de büyük bir bilim adamı olma yolunda başına gelen çok büyük iki olaydan biri geçekleşti. Kitapçı ve ciltçi dükkanı olan George Ribeau için gazete dağıtıcılığı yapmaya başladı. Michael’i çok seven Ribeau ona yedi yıl süren bir çıraklık önerisinde bulundu. Faraday öneriyi büyük bir zevkle kabul etti çünkü hem ailesinin geçimine yardım ediyor hem de farklı konularda bir çok kitap okuma imkanı buluyordu. Özellikle kimya ve fizik üzerine olanlar ilgisini çok çekiyordu. Faraday daha sonraları Bence Jones’a şöyle söyleyecekti: “Çıraklığım sırasında, elimin altındaki bilimsel kitapları okumaktan hoşlanırdım ve içlerinden en keyif aldıklarım Marcet’nin Kimya Üzerine Konuşmaları ile Encyclopedia Britannicdnın elektrikle ilgili maddeleriydi.” Çok az eğitim almış olmasına rağmen Faraday’ın kimya ve fiziğe ilgisi büyük bir hızla artıyordu. Çıraklık yıllarında kazandığı diğer önemli yetenek ise deney yapma yeteneğiydi. Ribeau’nun izniyle, kitapçı dükkanının, bir odasında boş vakitlerini değerlendirmek için basit deneyler yapıyordu.

Ne var ki Faraday, artık elinden geçen kitaplarla yetinemez olmuştu. Faraday katılabildiği bütün konferanslara katılmaya çalışıyordu. Bilim adamı olma yolunda ikinci büyük dönüm noktası ise işte bu konferansların birine, bedava bilet bulmasıyla gerçekleşti. Einstein’ı saymazsak heralde, yaşadığı zaman zarfında O’nun kadar popüler olan ve sevilen başka bir bilim adamı daha yoktur. Sir Humphry Davy’den bahsediyorum. İşte Faraday’ın bedava bilet bulduğu konferansı veren kişi, etkileyici kişiliği olan Davy’di. 1812 yılında, Kraliyet Enstitüsünde dört konferans verdi. Faraday bu konferansları dikkatle takip etti ve hemen herşeyi not aldı. Daha sonra bu notları ciltledi ve Davy’e, laboratuvarında açık kadro olup olmadığını soran bir notla birlikte yolladı. Davy, Faraday’ın hevesinden etkilenmişti ve O’nunla bir görüşme yaptı ancak iş teklifinde bulunmadı. Kısa bir süre sonra Davy’nin başına gelen talihsiz bir olay onu geçici bir süre kör bıraktı ve bu sırada not tutması için Faraday’ı yanına aldı.

1813 yılı Faraday’ın bilim dünyasına tam anlamıyla girdiği yıldır. Davy’le tartışan asistanlarından birinin boşalttığı kadroya, 21 yaşındaki Faraday geçti. Faradayın büyük bir fırsat yakalamıştı. Aynı yıl Davy ve Faraday bir Avrupa turuna çıktılar. Bu tur esnasında Faraday, Ampere ve Volta gibi Dünya’nın sayılı bilim adamlarıyla tanışma ve yüz yüze görşme şansı buldu. Ayrıca bu tur esnasında, Davy en temel eğitimden bile yoksun olan Faraday’a desler verdi. Bilgiye aç genç, 1815′te İngiltere karasına adım attığında, 1813′te ayrılandan çok farklıydı. 18 ay süren bu yolculuk O’nu Dünya’nın en iyi deneycilerinden biri yapmıştı. Nitekim, Faraday kendine özgü kavrayışıyla insanlık tarihinin en önemli buluşlarını gerçekleştirecekti.

Buluşları

“Elektriksel yük depolayan bu aygıt (kapasitör) üzerine yaptığım çalışmalar sayesinde ileride “klavye ” diye bir aygıt yapılacak’”

Faraday elbette böyle birşey söylemedi. Bunu Faraday’ın, neredeyse 200 yıl önce keşfettiği şeylerin hayatımızın içine ne denli girdiğini ve bizi ne derece etkilediğini gösterebilmek için yazdım. Faraday’ın eşsiz sezgisi ve öngörüsü Dünya’yı değiştirmiştir. Faraday’ı diğer büyük bilim adamlarından ayıran en önemli özelliklerden biride işte budur. Newton, Einstein hatta kuantum fiziğini yaratan kadro, buldukları hemen hiçbir şey Dünya’yı direk olarak büyük ölçüde etkileyememiştir. Evet belki, Newton fizik biliminin babası, Einstein evreni kavrayışımızı değiştirdi, kuantum fiziği bize yeni bir dünya açtı ama hiçbiri Faraday’ınkiler kadar hızlı ve etkili değildi.

Bu yazıyı yazarken kullandığım not defterinin ilk sayfalarında, lise 2. sınıftayken arkadaşlarımla bilimin temeli üzerine yaptığımız tartışmalardan bahsetmişim. Bu tartışmalarda kimimizin fizik kimimizin kimya kimimizin ise felsefeyi savunduğunu ancak kimsenin işe matematiği bulaştırmadığını eklemişim. Buna neden olarakta , nasıl günlük hayatımız konuşma diline bağımlıysa, disiplinlerinde matematiğe bağımlı olduğunu öne sürmüşüm ve matematiksiz bilim düşünülemez demişim. Ne varki Faraday’ı diğer bilim adamlarından ayıran bir başka özellik (aslında özellik pek denemez ama) bilim tarihi açısından büyük bir istisna teşkil ediyor ve benim bu savımı biraz sarsıyor. Evet, Faraday matematiği neredeyse hiç kullanmamıştır. Elektrik ve kimya üzerine yayınladığı kitapların hiçbirinde bir tane dahi denklem yoktur. Bunun nedeninin okul eğitiminden yoksun olması olduğunu söylememe gerek bile yok diye düşünüyorum. O bütün herşeyi deneysel olarak bulmuş, mükemmel sezgisi ise deney sonuçlarını doğru yorumlamasını sağlamıştır. Şimdi hayatımızı değiştiren buluşlarına bir göz atalım.

“Civa Dolu Kap İçinde Sabitlenen Telin Etrafında Dönen Mıknatıs!” Bu elektrik motoru olmasın sakın?

Faraday Kraliyet Enstitüsünde, Davy’nin yanında, kimyacı olarak çalışmalarına başladı. Kimyayla ilgili ilk makalesini 1816′da yayımladı. Ancak 1920′de olan bir olay ilgisinin elektriğe ve manyetizmaya kaymasını sağladı.

Yazıyı yazarken en zorlandığım kısım şüphesiz burasıdır. Gerçek bilgiye ulaşmak için günlerce araştırdım ancak 1820′de yaşanan olay hakkında kesin bir sonuca varamadım. Bu olay Hans Cristian Oersted’in elektrik taşıyan bir telin mıknatıs üzerine etkisini gösteren keşfiydi. Çoğu kaynak bu olayı, öğrencilerine ders verirken elektrik geçen bir telin yanında tesadüfen duran bir pusulanın ibresinin saptığını görmesi şeklinde aktarırken, bazı kaynaklarda deneyi bilinçli olarak ve bir konferansta yaptığını belirtmekte. Gerçeğin ne olduğuna siz karar verin ancak ortadaki gerçek bu olay Faradayı çok etkilemişti. Aynı yıl Faraday Oersted’in yaptığı bir gösteriye katıldı ve dikkatle izledi. Gördüğü şey pusula iğnelerinin tele dik olacak biçimde konumlanmaya çalıştıklarıydı. Faraday bundan yola çıkarak bir deney düzeneği tasarladı. Deney düzeneği bir terazi gibi iki koldan oluşan bir sistemdi. İki kap vardı ve bu kapların içinde civa doluydu. Bu civa dolu kapların birnin içinde sabit bit mıknatıs, diğerinde ise sabit bir tel bulunuyordu. Terazi kollarından ise, mıknatıs olan kaba tel, tel olan kaba ise mıknatıs serbestçe donebilecek biçimde sarkıtılmıştı. Sisteme akım verildiğinde serbest asılı tel ve mıknatısın dönmeye başladığını gördü. Bu deney sayesinde elektrik ve manyetizma arasındaki bağlantı kesin olarak ortaya çıkmış oldu. Deneylerini Ekim 1821′de Dünya’ya duyuran Faraday bir anda meşhur oldu. Ancak ne varki aynı deneyi yapmaya çalışan birçok bilim adamı başarısız oldu. Bunun üzerine Faraday saygın bilim adamlarına deney düzeneğinin küçük bir örneğini hazırlayarak yolladı. Şimdi herhalde bu bölümün başlığını anlamışsınızdır. Faradayın deney düzeneği ultra-verimsiz bir elektrik motoruydu. Daha sonraları bu potansiyeli farkeden pek çok kişi bu sistemi geliştirdi ve günümüzdeki elektrik motorları ortaya çıktı.


Çılgın Pusula İğneleri!

“(Yumuşak demirden) bir demir halka yaptırdım. Yuvarlak olan demir çubuk 2.2 cm kalınlığındaydı ve halkanın dış çapı 15.25 cm’ydi. Etrafına birçok kangal sarıldı, bunların yarısı kalın bezlerle ayrıldı. Her biri 731.5 cm uzunluğunda üç tel vardı ve bu teller tek bir boy halinde birbirine bağlanabileceği gibi, ayrı boylar halinde de kullanılabilirdi. Bir volta pilinde yapılan denemelerle, bunlar birbirinden yalıtıldı. Halkanın bir ucuna A diyeceğiz. Öbür tarafta bir aralıkla ayrılmış olarak, tel iki parça halinde sarıldı. Toplam uzunluğu 18 metre 39 cm olan iki telin doğrultusu önceki kangallarla aynıydı. Halkanın diğer ucuna da B diyelim. Tel halkaya 91 cm uzaklıktaki bir mıknatıs iğnenin hemen üstüne gelecek biçimde bir mesafeye doğru götürülen bakır telle birbirine bağlandı: iğnede derhal hissedilir bir etki ortaya çıktı. İğne salınmaya başladı ve sonunda ilk konumuna gelerek durdu. A tarafında batarya bağlantısı kesildiğinde, iğne birkez daha yerinden oynadı.”

Faraday'ın Elektromanyetik İndükleme Halkası

Faraday'ın Elektromanyetik İndükleme Halkası

Fizikle pek alakası olmayan insalar bile yukarıdaki fotoğraf ve Faraday’ın sözlerinden, bahsi geçen aletin bir transformatör olduğunu anlayacaktır. Faraday, elektriksel dönmenin keşfinden yaklaşık on yıl sonra, 29 Ağustos 1831′de bu basit ancak büyük deneyi yaptı. Bu deneyi yapma amacı elektrik ve mayetizma arasındaki ilişkiyi iyiden iyiye kavrayabilmekti.

Faraday bu deneyde elektromanyetik indüksiyon adını verdiği olayı gerçekleştimiş oldu. Sistemin A ucuna akım verildiği zaman demir halkada bir elektromanyetik alan oluşur. Oluşan bu alan B ucundaki sarımda akım oluşmasını sağlar ve oluşan akım da manyetik iğneyi döndürür. Faraday, yukarıdaki sözlerinde bu etkiyi sadece, akım verdiğinde ve akımı kestiğinde gördüğünü belirtmiş. Bu, indüksiyonun akımdaki değişime bağlı olduğunun bir göstergesiydi. (Fizikle daha yakından ilgilenenlerin de bileceği gibi aslında diğer bobinde yaratılan em/, o bobinden geçen manyetik akı’nın zamana göre değişimine bağlıdır. İndüklenen em/nin büyüklüğü, bobinin şekline ve manyetik alanın değişim hızına bağlıdır. Matematik notları bölümünde daha detaylı bilgiyi bulabilirsiniz.)

Elektromanyetik indüksiyonun keşfi, elektrik transformatörlerinin yapımana olanak sağladı. Bugün pek farkına varmasakta, transformatörler olmadan yaşayamazdık. Karşımızdaki bilgisayarın çalışmasını sağlayan, ışığımızın yanmasını sağlayan transfomatörlerdir ve daha sayısız birçok elektrikli aletin çalışması yine transformatörler sayesinde mümkündür.

Faraday, elektromanyetik indüksiyon üzerinde elde ettiği büyük başarı ardından deneylerini sürdürdü ve aynı ilkeyi kullanan başka bir aygıtı daha icat etti. Çoğumuz büyük, heybetli hiroelekrik santrallerini, fotoğrafta bile olsa görmüşüzdür. Su geniş borulardan hızla akar ve çıkışta her nasıl olursa evimizde her türlü işimizi görmemizi sağlayan elektriğe dönüşür. İşte bu mucizevi olay, yine Faraday’ın buluşlarından biri sayesinde gerçekleşiyor. Bahsettiğim buluş jeneratördü. Mukavvadan yapılmış içi boş bir silindir etrafına tel saran Faraday, bu telin uçlarınıda bir mıknatıs iğnesine bağladı. Daha sonra bu silindirin içinde mıknatıs geçirince iğnenin saptığını gördü. Ancak iğnedeki sapma mıknatısın hareket yönüne ve hızına bağlı olarak değişiyordu. İşte Faraday bu icadıyla ilk jeneratörü üretmiş oldu. Günümüzde elektrik üretimi için hala aynı yöntem kullanılıyor. İster nükleer reaktör olsun, ister rüzgar enerjisi, elektriği jeneratörler aracılığıyla üretiyoruz.

Faraday'ın İlk Jeneratörü


Faraday bu yıllardan sonra, Davy’den miras aldığı elektrokimyaya dönüş yaptı. Suyu hidrojene ve oksijene ayrıştırdı, kloru ilk defa sıvılaştırdı, ‘elektrolit’ , ‘katot’, ‘anot’, ‘anyon’, ‘katyon’ ve ‘iyon’ gibi günümüz kimya biliminin temelini oluşturan terimleri literatüre kazandırdı. 1831′de girdiği elektrokimya alanından 1837′de elektrostatiğe geçti. Elektrikle yüklenen cisimlerin doğası üzerine araştırmalarda bulundu. Günümüz elektroniğinin en temel unsurlarından biri olan kapasitörler üzerine detaylı araştırmalarda bulundu. Kapasitörlerin yük depolama ölçütü olarak Faraday’a atfen Farad kullanılmaktadır.

Mucizeden Gerçeğe

Faraday yaşamı boyunca baş ağrıları çekti. Zaman zaman cümleye başlayıp sonuna geldiğinde başta ne dediğini unuttu. Hastalık 1840 yılında çok arttı ve çalışmalarına 5 yıl ara vermesine neden oldu. Yaşadığı zor durumu, 1843′te yazdığı bir mektupta arkadaşı Christian Schonbein’a şöyle aktarıyordu:


“Sana bir mektup yazmaya başlamam gerekiyor ama geneşde olduğu üzere, keyif kaçırıcı sinir nöbetlerimden birnin ortasında, hafızam bana ihanet ediyor ve cümlenin sonuna geldiğimde cümlenin başını hatırlamıyorum. Elim irademi tanımaz hale geliyor, öyle ki harfleri biraraya getiremiyorum, bir tür tutukluk içinde kıvranıyorum, bu yüzden lafın sonunu tutarlılıkla getirebilir miyim acaba, pek bilemiyorum.”


1845 yılında herşeye rağmen labaratuvarının başına geri döndü. Aynı yıl yaptığı çalışmalarla ışık ve manyetizma arasındaki bağlantıyı göstererek, Maxwell’in elektromanyetizmanın eşsiz güzellikteki denklemlerini bir araya getirmesini sağladı. Ancak hastalığı onu sık sık zorluyordu ve arkadaşına yazdığı mektuplarda da bunu sık sık dile getiriyordu.

Faraday, düzgün bir okul eğitimi alamadığı için matematik bilgisinden yoksundu. Elektromanyetizma ve kimya üzerine yayınladığı kitapların hemen hiçbirinde tek bir denklem dahi yoktu. Ancak bu haliyle bile Faraday çok verimli bir bilim adamıydı. Faradayın büyük öngörülerinden birisi elektromanyetizma ve kütle çekimi arasında bir ilişki olması gerektiğiydi. Bunun için deneyler tasarladıysa da başarısız oldu-ki bu kaçınılmazdı! Bu yolda Einstein dahil bir çok bilim adamı ter döktü ve halen daha döküyor ancak kütle çekim ısrarla direnmekte. Öyle ki doğada bilinen diğer üç kuvvet; elektromanyetik kuvvet, zayıf etkileşim kuvvetleri, güçlü etkileşim kuvvetleri kuantum mekaniğiyle açıklanabiliyor ancak hala kuantum fiziği ve kütle çekim bir araya getirilebilmiş değil. (Bu arada elektromanyetizma ve zayıf etkileşim kuvveti elektrozayıf kuvvet adı altında birleşmiş bir teori halini aldı.)

Faraday bütün hayatı boyunca sade bir yaşam tarzını benimsedi. Şovalye ünavanını ve para getirecek bir çok teklifi geri çevirdi. Bu dini inancının bir sonucu olarak karışımıza çıkıyor. Faraday yaşamını son dönemlerinde iyiden iyiye bastıran hastalığının pençesine düştü. 1862′de dostu Schonbein’a artık tek satırı bile bir seferde okuyamadığını ve daha fazla mektup yazamayacağını belirterek veda ediyordu.

Öcülü Bölüm*

Çoğu populer bilim yazıları, okuyucularını kaçırmamak için, matematiksel ifadeler içeren öcülü bölümleri yazıların arasına sokmaktan kaçınırlar ancak, fizikçinin aklının köşesinde hep matematik vardır ve onu bi yererde belli etmek ister. İşte bu bölümde benim bu dürtümün sonucu olarak ortaya çıktı. Bu bölümü incelemesenizde pek birşey kaybetmezsiniz, hatta yazının yazılış amacını tam olarak yerine getirmiş olursunuz ancak olurda meraklısı vardır diye, Faraday’ın çalışmalarından birinin, elektromanyetik indüksiyonun matematiğini veriyorum.

Elektromanyetik İndüksiyon

Hemen formüle bakıp korkmanızı istemezdim ancak formül üzerinden anlatacağım için mecbur en başa koydum. Formülde sembol karmaşasından başka birşey yok, öncelikle bundan emin olabilirsiniz. Peki ne anlatır bu formül bize. Kısaca söyleyeyim; yukarıda size anlatmaya çalışıpta anlatamadığım herşeyi!

Öncelikle , elektromotif kuvvet (elektromotive force-emf) en “ilkel” anlamda potansiyle farkıyla aynıdır. Bir devrede elktrik devirdaymını sağlayan ünitedir.(Bu bir kimyasal bir pil, güneş pili ya da dinamo olabilir.)
ifadesi manyetik akının( ) zamana göre türevidir ve akı çok basit bir integralle bulunur. İntegral şöyledir:


Bu basit integralde, B manyetik alanı dA ise integralin bir yüzey integrali olduğunu verir. Kısacası, daha insani bir dille, bir alandan geçen manyetik alan çizgilerinin toplamı akıyı verir. Burada eğer manyetik alanın yönü ve büyüklüğü alan yüzeyince sabitse bu ifadeyi gönül rahatlığıyla şu şekilde yazabiliriz:


Eğer bu satırları hala okuyorsanız şimdi bütün bunların ne olduğunu anlayacağınızı size garanti edebilirim. Son bir gözden geçirme yapalım. Bir B manyetik alanı, A kadarlık bir alandan geçiyor. Burada trigonometrik ifade alanla yüzey arasındaki açıyla ilintilidir. Şimdi manyetik alanı veya alanı veya açıyı zamana bağlı olarak değiştirelim. Bu değişim olmazsa sabit bir sayının türevini almış oluruz ki buda sıfıra eşit çıkar. Eğer zamana göre değişim olursa türev bize bir sayı verir. İşte Faraday’ın deneyinde gözlemlediği buydu! Devreyi pile bağladığı zaman, artan akım manyetik alanı zamana göre değiştiriyordu. Bu değişim ise diğer devrede emf indüklenmesine sebep oluyordu. Son bir not olarakta denklemdeki eksi işareti üzerine söylenebilir. Bu eksi Lenz Yasası olarak bilinir ve sistemin sonsuz bir döngüye girmesini engeller, sistemi stabil kılar. İşte yukarıda anlatmaya çalıştığım hemen herşey küçücük bir formüle sığmış durumdadır. Bu formül jeneratörler, motorlar ve elektromanyetik indüksiyon hakkında daha birçok bilgiyi önümüze zarifçe serer. Kısa ve öz. Heralde fizikçilerin matematiği bu kadar sevmeleri çok bundan kaynaklanır.(Özellikle benim gibi pek konuşamayan insanların işini bir hayli kolaylaştırdıkları kesin!)

Faraday’ın diğer çalışmalarından biri olan kapasitörler hakkında da matematiksel ifadeler vermek isterdim ancak bu iş daha derin bilgileri gerektirdiği ve “phys 112″** dersi havasına büründüğü için burada kesmek istiyorum. Zaten bunu benden çok daha iyi anlatabilecek ders kitapları olduğuda bir gerçek!

Nihayet, Son Söz…

Bir dahinin hayatından çıkardığım dersleri sizlere aktarmaya çalıştım. Özellikle son 300 yılda Dünya büyük dahilerin sahne aldığı bir tiyatroya dönüştü. Hemen hepsi farklı karakterlerde, ilginç insalardı. Ancak hepsinde çok önemli bir ortak nokta vardı, çalıştılar! Edison’un dediği dehanın yüzde biri ilham, yüzde doksandokuzu ter sözüne yüzde yüz katılmasamda çalışmanın büyük buluşların temel kaynağı olduğu su götürmez bir gerçek. Benimle bu yolculuğu paylaştığınız için teşekkürler.

* Öcülü bölüm adını, calculus dersi aldığım, Tübitak Yayınlarından Matematiğin Aydınlık Dünyası adlı kitabın yazarı Prof. Sinan Sertöz’ün dersinde hiperbolik fonksiyonları “Öcülü Fonksiyonlar” adını takmasına ve buna bütün gün gülmeme atfen verdim.Bu arada kitabı okumanızı da şiddetle tavsiye ederim.
** phys 112 Bilkent Fizik Bölümü 1. sınıf öğrencilerine verilen elektrik ve manyetizma dersinin kodudur.)

Talip Serkan Kasırga

Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü

Sende yorumunu yap!

You must be Kullanıcı olman gerekli.

Dragonheart download movie The list download movie White sands download movie Broken flowers download movie Revolver download movie The godfather: part iii download movie Up pompeii download movie Gojira vs biorante download movie Step up download movie That Thing You Do! download movie Street Thief download movie Phar Lap download movie Stakeout download movie Rudy download movie Super Fly download movie The Omega Code download movie The Long Weekend download movie The Muppets' Wizard of Oz download movie The Last Outpost download movie Nine Deaths of the Ninja download movie Bruno download movie Dragonheart download movie The list download movie White sands download movie Broken flowers download movie Revolver download movie The godfather: part iii download movie Up pompeii download movie Gojira vs biorante download movie Step up download movie