Ana Sayfa » Bilim ve Teknoloji, Evrenbilim

Dünya Astronomi Yılı

Derleyen İsmail Akkaya on Salı, 27 Ocak 2009Yorum yok

İçinde bulunduğumuz 2009 yılı, Birleşmiş Milletler’in (BM) 62′inci Genel Kurulu’nun yapıldığı 20 Aralık 2007 tarihli toplantısında Uluslararası Astronomi Yılı ilan edilmiştir. Bir yıl boyunca bütün Dünya ülkelerinde sürecek olan kutlamalarla ilgili kapsamlı bir plan Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) tarafından hazırlanmış ve BM’nin eğitim, bilim ve kültür konularından sorumlu kuruluşu UNESCO tarafından onaylanmıştır. Bu küresel kutlamanın simgeleştirilmiş kısa adı IYA2009′dur (International Year of Astronomy 2009). Türk Astronomi Derneği (TAD) bu simgeyi Dünya Astronomi Yılı 2009 (DAY2009) olarak Türkçeleştirmiştir. Türkiye’de DAY2009 etkinliklerinin eşgüdümünü TAD yapmaktadır.

DAY2009 etkinliklerinin belli başlı hedefleri şunlardır:

  1. Astronomideki gelişmeler yoluyla insanlar arasında bilimsel farkındalığı arttırmak.
  2. Geniş kitlelerin gözlem deneyimi kazanmasını ve yeni bilimsel bilgilere ulaşımını sağlamak.
  3. Gelişmekte olan ülkelerdeki astronomi ile ilgili toplulukların uluslararası işbirlikleri ile güçlendirilmesi.
  4. Okullarda bilim eğitiminin bilim merkezleri, gezegenevleri ve müzelerle desteklenmesi ve geliştirilmesi.
  5. Bilim eğitimi ve bilimsel kariyer arasındaki bağlantıyı güçlendirerek bilime ve bilimadamlarına modern biı görünüm kazandırmak; öğrenciler bilim ve teknoloji alanına yönlendir mek.
  6. Amatör astronomları, eğitimci leri ve bilim adamlarını mevcut ve daha da güçlendirilmiş iletişim ağlar ile birbirlerine bağlamak. Bu topluluk ların profesyonellerle yerel, bölgese ve uluslararası aktivitelerde buluşma larını sağlamak.
  7. Bilim adamları arasında her dü zeyde kadın-erkek eşitliğini geliştirmek ve azınlıkları dünya çapında bilim ve mühendislik kariyerlerinde desteklemek.
  8. Doğal ve kültürel mirasımız olan karanlık gökyüzünün ve tarihi astronomik yerleşkelerin korunmasına yönelik çalışmalar yapmak. Karanlık gökyüzü ve astronomik gözlemlere elverişli yerlerin korunması bilincini oluşturmak.


lAU’nun resmî İnternet sayfasında sıralanan bu amaçlara paralel olarak, ilgili her kuruluşun İnternet sayfalarında bu yılın astronomiye atfedilmesinin ve bütün yıla yayılmış kutlamaların amacının, “Evren, sizindir keşfedin” (The Universe, yours to discover) sloganı ile Dünya çapında bir ilgiyi, özellikle gençlerin dikkatlerini astronomi ve bilime çekmek olduğu vurgulanmaktadır. Gerçekten, astronominin ve diğer temel bilimlerin günlük hayatımızdaki yerini ve bilimsel bilginin insanların hayatını kolaylaştırmadaki rolünü, Dünya barışı ve adaletine, insan haklarına nasıl katkıda bulunduğunu vurgulamak için bu kutlamalar kaçırılmaz fırsatlardır. Yaklaşık 140 ülkede önce yöresel, sonra bölgesel, daha sonra ulusal ve nihayetinde de uluslararası yani evrensel düzeyde DAY2009 kutlamaları planlanmıştır.

2009 yılının Dünya Astronomi Yılı seçilmesinin sebebi, bu yılın Galileo Galilei’nin teleskopu ilk defa astronomik gözlem amacıyla kullanmasının 400′üncü yılı olmasıdır. 2009 yılında sadece Galileo değil, Johannes Kepler de şerefle anılacaktır. Keplerin Mars gezegeninin yörüngesi ile ilgili “Astronomia Nova (Yeni Astronomi)” isimli eseri de 1609′da basılmıştır.


1609 yılındaki bu iki olayın insanlık adına önemini anlamak için bilim tarihine kısaca göz atmak gerekir. İnsanların ilk geliştirdikleri bilimsel kavram şüphesiz zaman kavramıdır. Babil, Mısır ve Yunan dönemlerinin başlarında, binlerce yıllık gözlemlere dayanarak Güneş ve Ay tutulmaları önceden tahmin edilebiliyordu. Mezopotamya ve Mısır’ın mitolojik evren modellerinden sonra, Eudoksus’un (MÖ 410-355) iç içe geçmiş 27 küreden oluşan evren modeli ile başlayan evrenin yapısını geometrik ve matematiksel bakımdan anlama çalışmaları ve Aristo’nun (MÖ 384-322) küre sayısını 57′ye çıkarmasının ardından, Hip-parkos (MÖ 190-125) bu modeli yeterli bulmayarak evreni daireler ve dairecikler (epicycle) ile açıklanır hale getirdi. Bu arada Aristarkus’un (MÖ 310-230) Güneş merkezli evren modeli kabul edilmezken, Batlamyus (MS 85-165), Almagest isimli kitabında Aristo’nun dünya görüşüne aykırı olarak Dünya’yı kürelerin merkezinden kaydırdı ve”eksentrik-epicycle”modelini geliştirdi. Batlamyus’dan sonra Ortaçağ boyunca bilimsel gelişim İslam Medeniyeti’nde sürdü.



Al Battani, Al Fargani, Harizmi, İbn Yunus, İbn-i Sina (Hamedan Gözlemevi), Ömer Hayyam (Melikşah Gözlemevi), Meraga Gözlemevi’nde Nasırettin Tusi ve nihayet Semarkant Gözlemevi’nde Uluğ Bey, Kadızade Rumi ve Ali Kuşçu ile İslam astronomisi yer merkezli sistemi geliştirmeye çalıştı. İslam Medeniyeti’nin astronomları, matematiğe ve gözlem aletlerinin gelişimine çok önemli katkılarda bulundular, islam Medeniyeti’ndeki çalışmalar, büyük gözlemci Tycho Brahe’nin (1546-1630) çağdaşı Takuyiddin’e (1521-1585) yani İstanbul Rasathanesi’ne kadar sürdü. Ama önerilen evren modellerinin öngörüleri gözlemlerle doğrulanamıyor, gezegenler gökyüzünde öngörüldükleri konumda gözlenemiyorlardı.

Nicolaus Copernicus (1473-1543) De Revolutionubus Orbium Coelestium (Gök Kürelerinin Dönmesi Üzerine) isimli kitabında, kitaptakilerin evrenin bir gerçekliği değil sadece matematiksel modeli olduğunu söyleyerek, Aristarkus’un Güneş merkezli evren modelini yeniden öne sürdü. Batı biliminin başladığı nokta olarak kabul edilen Kopernik’in modeli, o günkü hırıstiyan anlayışının yanısıra Aristo’nun ortaçağ boyunca geçerliliğini koruyan yer merkezli Dünya görüşü ve fiziği ile çeliştiği için benimsenmedi.

Galileo Galilei (1564-1642) Copernicus’tan yaklaşık bir asır sonra onu ciddi anlamda savunan tek kişidir. Galileo, 1609 yılında kendi yaptığı teleskopu kullanıp Ay’daki kraterleri, Güneş’teki lekeleri ve Jüpiter’in Galileo Uyduları adıyla anılan 4 büyük uydusunu gören ilk insandır. Gözlemlerini 1610′da Sidereus Nuncius (Yıldız Habercisi) isimli kitabında yayımlamıştır. Fakat Ay-altı alemin varlık ve bozulma alemi, Ay-üstü alemin ise ebedi ve kusursuz olduğu öğretisi ile yetişen çağdaşı bilim adamlarını bir türlü ikna edememiştir. Venüs ve Merkür’ün Ay gibi evre göstermeleri, Jüpiter ve uydularının Copernicus modelini temsil etmesi Galileo’yu Güneş merkezli evren modeline ikna etmeye yetmiştir. Ama elindeki kanıtlar ne engizisyon mahkemesini ne de çağdaşı bilim adamlarını inandıracak derecede kuvvetliydi.

Dünya’nın kendi etrafında ve Güneş etrafında döndüğü, Copernicus’tan 300 yıl sonra, sırasıyla B. L. Foucault’un (1819-1868) sarkaç deneyi ve 1838 yılında F. W. Bessel’in (1784-1846) paralaks ölçümüyle kanıtlandı. Şüphesiz bu keşifler teleskopun kullanılmasından sonra mümkün olabilmiştir. Astronomi ve astrofiziğin gelişmesi 1609 yılında dürbünün teleskop olarak kullanılması ile doğrudan ilintilidir.

Öte yandan Keplerin 1609′da yayımladığı Yeni Astronomi kitabının astronomi ve astrofiziğin gelişimindeki rolü de teleskoptan hiç aşağı değildir. Kepler bu kitapta hocası Tycho Brahe’nin gözlemlerini, özellikle Mars gözlemlerini incelemesinden sonra o meşhur yasalarından birinci ve ikincisini ilan etmiştir. Birinci yasada Kepler, gezegenlerin Güneş etrafında dairesel değil elips yörüngelerde dolandıklarını, elipsin odaklarından birinde Güneş’in olduğunu söylemektedir. Kepler’in ikinci yasası ise, Güneş ile gezegeni birleştiren doğrunun eşit zamanlarda eşit alanlar süpürdüğünü ifade eder. 1619′da yayımlanan üçüncü yasa, elips yörüngenin yarı büyük eksen uzunluğunun küpünün, yörünge periyodunun karesine bölümünün sabit olduğunu belirtir.

Kepler yasalarından faydalanan modern fiziğin kurucusu, babası, Isaac Newton (1642-1727) maddenin hareketi ile ilgili yasalarının (Newton Yasaları) formülleştirdiği gibi, evrensel çekim yasasını da keşfetmiştir.

En eski temel bilimlerden biri olan astronomi, bugün hâlâ insanlık kültürüne etki etmesinde ve insan zekâsını ortaya çıkarmasında eski gücünden ve özgünlüğünden birşey kaybetmemiştir. Medyanın ve halkın astronomiye ve astronomik olaylara karşı ilgisinin günümüzde bile hâlâ ilk keşiflerde olduğu gibi, hatta daha canlı olduğunu görebiliyoruz.

1609′da teleskopun kullanılması ve Yeni Astronomi kitabının basılmasının sıradan olaylar olmadıkları bilim tarihine kısa bir bakışla hemen farkedilecektir. Ancak, bilimin ne kadar sabır gerektirdiği ve yüzyıllar boyunca ırka, dine, dile, cinsiyete bağlı olmadan nesilden nesile aktarılan çok kıymetli bir miras, insanlığın kaderine yön veren bir hazine olduğunu 2009 Dünya Astronomi Yılı vesilesiyle de anlatabilirsek ne mutlu bizlere.

Prof. Dr. Zeki Eker
TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi

Bilim ve Teknik

Sende yorumunu yap!

You must be Kullanıcı olman gerekli.

4 Rise of the Silver Surfer download movieA Night in a Dormitory download divx Alfie download movie What Happens in Vegas download movie War, Inc. download movie WALL·E download movie Time Bomb download movie Polar Opposites download movie Alfie download movie What Happens in Vegas download movie War, Inc. download movie WALL·E download movie Time Bomb download movie Polar Opposites download movie buy viagra tablets